Geçmişten günümüze kadar eser vermiş büyük sanatkârların en önemli özelliği kendilerine has duyuş, düşünüş ve bakış tarzlarıdır. Sanatçı kimliğinin ortaya çıkması, üslup kaygısını beraberinde getirmiştir. Zamanın acımasız yıpratıcılığından kurtulabilmiş, yıllara meydan okuyan yapıtlara klasik eserler gözüyle bakmamızın nedeni onlardaki orijinallikten başka bir şey değildir.
Günümüzde birçok alanda görebildiğimiz yozlaşma güzel sanat dallarında da kendini göstermeye başladı. Edebiyat, tiyatro, müzik, resim derken taklit ve kopyanın adı “alıntılama” oluverdi. Bu arada alıntı yapmaya tamamen karşı olduğumuz düşüncesi ortaya çıkmasın. Kanaatimizce yanlış olan herhangi bir eseri kesip budayıp işte bu da benim sanat şaheserimdir diye okura yutturma gayretidir.
Maddi kaygılar hangi sanat dalına sirayet etmişse özgünlükten, dil zevkinden bir şeyler koparmış, kuru ve yapmacık bir söyleyişi beraberinde getirmiştir. Gençlerin popüler kültürle göklere çıkardıkları çoğu pop müzik sanatçısı(!)ortaya koydukları her parçada tartışmaların da odağı olmuşlardır. Bunun sebebi kendine güvenmeyen bir neslin Batılı sanatçılardan aşırdığı masum eserlerdir. Haber bültenlerinde, magazin programlarında boy gösteren bu kişilerin, kasetlerini sattığı ülkesini, anadilde temsil edemeyecek kadar dil bilincinden yoksun olduğu görülmektedir.
Edebiyat alanında da aynı sorunları görmek mümkündür. Kitleleri peşinden sürükleyecek eserlerin yerini günü kurtarmayı amaçlayan, derinliği olmayan, farklı kişilerin eserlerinden çalıntılarla bir üslup kuramayan yapıtlar almıştır. Sanatçıyı farklılaştıran, düşünce yaşamına anlam kazandıran kişiye özgülük, sanatın olmazsa olmazıdır.
Televizyonlarda izlediğimiz dizilerin, yarışma programlarının büyük bir kısmının yabancı kültürlerden uyarlama olduğu düşünüldüğünde, kül türümüze ait özgün konular kalmadı mı sorusunu akla getirmektedir. Toplum olarak kolaycılığa kaçtığımız acı bir gerçek. Reyting rekorlarını kırmak dururken hayal gücünü zorlamaya, yeninin ve daha güzelin peşinde yorulmaya ne hacet…
Unutmayalım ki düşündüğümüz ve ürettiğimiz kadar takdir toplar, kendimizi ifade edebildiğimiz kadar geleceğe umutla bakarız. Dilimizi, kültürümüzü, bizi biz yapan değerlerimizi ancak bu bilinçle gelecek nesillere gururla aktarabiliriz. Taklit ve kopya kültürlerin boy attığı çağımızda özgün kalabilmek dileğiyle…