Yılların ötesinden geleceğe nidâlaşan bir çığlıktır Akif
Bir bilge divanı şöyle başlıyor: Tarihi anlayamamak; bu günü duyamamak, yarını tasarlayamamaktır. Yılların ötesinden geleceğe nidalaşan bu çığlık artık sıradanlaşan hayatımızda aks-i sedasını bulamıyor mu yoksa.
Mehmet Akif'i; liseyi bitirmiş birçok genç, maalesef sadece İstiklâl Marşı'yla tanıyor. Şeklindeki A. Osman DÖNMEZ'in tespitini okuduğumda kendimi, yaptıklarımı ve yaşadıklarımı yeniden değerlendirme gereği duydum.
Oysa Dr. Fethi TEVETOĞLU, Ne Akif unutulacak bir insan, ne de biz onu unutacak bir nesiliz (1) Diyor. “Bayrağa Sardığım Son Şair” adlı yazısında.
Sonra düşündüm ki her şey yanlış atılan bir adımla başlıyor ve gerisin geriye geliyor kararlar, uygulamalar ve hazin sonuçlar.Dünü aratan bu günler, gittikçe sıradanlaşan ve ŞEY'leşen bir hayat.
Kısık sesle düşünüyor, yüksek sesle söyleniyoruz. Çünkü karanlık hayallerle yaşıyoruz, ruhumuzu aydınlatan güneşler doğmuyor sanıyoruz. Kişisel koşuşturmalardan, aleladeleşen yaşamdan ve aliyyülâlâlaşan karşılaşmalardan birimizin bir cımbızla çekip ruhumuzdaki uyuyan devi uyandırmasını bekliyoruz hep.
Kendisine İstiklal Marşı'nı niçin Safahat'a almadığını soranlara Akif, “O benim değil milletimin şiiridir” diyerek cevap veriyordu. Oysa onu sadece İstiklal Marşı şairi olarak tanımak ona yapılacak en büyük saygısızlıktır.
Bu kapsamda İstiklal Marşının kabulü ve Mehmet Akif Ersoy Haftası dolayısıyla hazırlanan çeşitli programlar, aslında Akif'in TÜRK MİLLETİ nezdinde yaşadığının ve dile geldiğinin göstergesi olacaktır diye düşünüyorum.
Çünkü hayatımızdaki güneşlerden biri de Akif'tir... Saçtığı ışığın ziyası bütün kapılar kapalı olsa da bulduğu ufak deliklerden girerek, aradan geçen onca yıla rağmen bütün bir düşünce dünyamızı aydınlığa gark ediyor.(2)
Tarihimizin kaydettiği müstesna isimlerden biri olan, fikirleri ve feryatları şiirleştiren Akif, şiir ve eylemlerinde halka örnek ve önder olabilen milli değerlerin temsilcisinin görüntüsünü değil şemalını çizer. O düşündüğünü değil yaşadığını anlatan bir mütefekkirdir.
O, içinde bulunduğu coğrafyanın ve bir meyvesi olduğu Türk-İslâm tarihinin uyanık bir beyni olarak, dünyayı ve içinde bulunduğu çağı çok iyi tahlil etmiş, onun eksik ve arızalarını, çürümüş yanlarını teşhis ederek inanç-vicdan-bilim eksenli önemli reçeteler sunmuştur. (3)
Bu amaçla Akif'i bu günün bakış açısıyla ve bir şiiriyle değerlendirmeye çalışmak kargadan başka kuş tanımamaktır. Zira Hasta Adam nazarıyla bakılan bir dönemde yıkılışımızın ve yok oluşumuzun cereyan ettiği günlerde milletimiz üzerine oynanan son kozların devrine rastlar Akif'in şiiri, düşüncesi ve bakış açısı.
Akif, Milli Kurtuluş Savaşında kalemiyle yerini alır en ön safta. Ve Kastamonu Nasrullah Camiinde verdiği vaazda şöyle seslenir: Milletler ancak kendi aralarındaki rabıtalar çözülerek, herkes kendi başının derdinde, kendi havasında, kendi menfaatini temin etme sevdasına düştüğü zaman yıkılır. Atalarımızın 'kale içten yıkılır' sözü kadar şaşmaz bir düstur yoktur.
Daha sonra Akif bu cümleleri ‘Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak, Alçak bir ölüm varsa eminim budur ancak’ şeklinde şiirleştirerek, kendini ve varlık nedeni olan milletini top yekûn mücadeleye çağırır.
Kendisini gerçekçi olmamakla nitelendirenlere karşı “Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim.İnan ki; her ne söylemişsem görüp de söylemişim” Diyecek kadar gerçekçi, inandığı gibi yaşayan, yaşadığı gibi inanan, olduğu gibi görünüp göründüğü gibi olan; kısacası özü sözüne uygun örnek bir şahsiyettir.
Akif'in kaleminin keskinliği yaşadıklarından kaynaklanmaktadır. O, kendisine gerici diye saldıranlara öyle bir cevap verir ki bu Türk Milletini oluşturan değişmez temel karakteri ortaya koyar.
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem, Gelenin keyfi için geçmişe asla sövemem Yumuşak başlı isem kim demiş uysal koyunum? Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum Adam aldırma da git, diyemem aldırırım Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım
Mehmet Akif tefekkürde güçlü bir şairdi. Şiirdeki etkileyiciliği yazdıklarının samimiyetinden gelir. Umumi meselelere eğilmiş, vatanın içkin problemleriyle ilgilenmiştir. Gözyaşı, kahır, sitem ve hüzün şiirlerinin teması değil dekorudur.
EY ATATÜRK GENÇLİĞİ,
Akif'in şiirlerinde çokça işlediği meseleler halen yaşanmaktadır ki O'nun şiirleri güncelliğini sürdürmektedir. Bu meşaleyi yakmak hepimize düşüyor. Büyük Önder Atatürk'ün ifadesiyle “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” şayet sevinme bir, acı bir, gaye aynı vicdan bir ise, SİNEDE VURAN YÜREK DE BİRDİR. İşte o zaman cihan yıkılsa da emin ol bu cephe sarsılmayacaktır. Besim Atalay KORKMAZ Dipnotlar
1 - Bayrağa Sardığım Son Şair, Dr. Fethi TEVETOĞLU, Milli Kültür, Sayı 55. 2- Mehmet Akif Ersoy Üzerine, M. Aykut Cihangir, Ö. Lütfi Ural, Çınar Dergisi, Yıl 9, sayı 98- 99, Ocak - Şubat 2003 3- Mehmet Akif ve Modern İlim, A. Osman DÖNMEZ 4- Safahat, Mehmet Akif ERSOY