ÇANAKKALE TÜRKİYE’NİN ÖNSÖZÜDÜR Yaşandığı şartlar göz önüne alınarak değerlendirildiğinde sözün kifayetsiz, yazının yetersiz kalacağı bir var olmanın mücadelesidir Çanakkale Savaşı. Bana göre; Çanakkale'yi bir savaş olarak anlatmak ve bu mücadeleyi savaş çerçevesi içine sokmak onun azametini anlayamamaktır. Çanakkale, dünya savaş tarihinde eşine ender rastlanan bir mücadelenin örneği değil kendisidir.
Çanakkale Savaşı, Anadolu toprağında nasıl tutunduğumuzu ve bundan sonra da nasıl tutunabileceğimizi anlatan önemli bir dersti. Tarihi bir defa daha kürsüye davet ederek bir defa daha tekrarlamasını istedik.(1)
Ezineli Yahya Çavuş, Cideli Mehmet Çavuş, Lapsekili Ali, Kilitbahirli Yüzbaşı Hasan, Pütürgeli Bilal, Yozgatlı Kınalı Mehmet'in, Konyalı Mıstık'ın, Libyalı Üstegmen Mevsuf'un Olmak ya da olmamayı savaşarak öğrendikleri bu topraklar Türkiyenin önsüzüdür. Önsözünü metre karesine 6 bin kurşun kapsülünün düştüğü bu topraklarla yazdıkları yerden çehresinde tatlı bir sükûnetle boğazın hulyalı sularını seyretmektedirler,gurur ve onurla.
Çanakkale, yetişmiş insanların savaşıdır. Okul sıralarından kalkıp gelen öğrencilerin savaşıdır. Dönemin mezuniyet kayıtlarında bunun örnekleri vardır. Kocaçimen'de 6 mektepli şehidin şehit oldukları hücumdan bir gün önce yazıp besteledikleri ve hücuma kalkarken bir ağızdan haykırdıkları marş bu gün dahi tüylerimizi diken diken etmektedir.
Bu toprağı Türk'ün kanı yoğurdu. Annem beni bu gün için yoğurdu! (2)
Dünyada hiçbir savaş yoktur ki okumuş ve aydın kesiminin hemen tamamı bu savaşta canını versin. İstanbul'da ders verecek öğretmen veya yedek subay kalmamıştır.
Çanakkale milli birlik ve bütünlüğümüzün yaşandığı dünya savaş tarihindeki son sahne olmuştur. Genel Kurmay Başkanlığı'nın hazırladığı 1915'te Çanakkale'de Türk adlı eserde “Çanakkale'de yenilseydik müstemleke olurduk” Denilmektedir.
Çanakkale muharebelerinde askerlerinin kahramanlığı için damarlarında bir damla İngiliz kanı dolaşan her bir ferdi iftihar edecek şeklindeki sözüne oldukça sinirlenen Anafartalar Gurubu Komutanı Mustafa Kemal: “İngiliz asilzadeler fırkasını mağlup etmek için benim kullandığım kuvvetlerin miktarını Hamilton harf tarihinde okuduğu zaman Türk askerini bu İngiliz fırkasının ulviyetinden daha yüksek bulacaktır eminim” (3)
Bir kahraman takım ve de Yahya Çavuş'tular, Tam üç alayla burada gönülden vuruştular, Düşman tümen sanırdı bu şaheser erleri, Allah'ı arzu ettiler, akşama kavuştular.
Teke Koyu'ndan çıkan düşman taburunun taarruzuna karşı 1 bölükle karşı koyan Ezineli Yahya Çavuş ve arkadaşları, 12 saat süren direnişten sonra, Harapkale'ye çekilmeden önce Aytepe'deki düşman üzerine süngü hücumu yapmak istemişlerdir. Onlar vatan için mezarlarını siper eden askerlerdir. 6 muharebe gemisinin sürekli ateşi altında 10 tabura karşı mevzisinde tutunabildiğine dair tarihte başka bir örnek göstermek mümkün değildir.
9 Ocak 1916'da şehid olan ve Terekesinden kırmızı kurdeleye bağlı bir saç demeti çıkan ve minicik bir yavru Nadide'ye ait olduğu anlaşılan Şiranlı Üsteğmen Zahid, Aziziye'nin Kılıç Mehmet Bey köyünden eşi Hanife Hanım'a yazdığı mektubu şu cümle ile bitirir: Bu vasiyetnamemi aldığınız zaman yüksek sesle ağlamanıza razı değilim. Şiranlı Üsteğmen Zahid'in eşi Hanife Hanım Şehid Üsteğmene yaktığı ağıtta:
Ama biz ağladık Zahid. Mehmet Tevfik'in ölümün gölgesinde borçlarımı ödeyin çırpınışlarına, Nadide'nin terekende de yetin kalan saç demetine ağladık. Kim bilir kimlerin nerelerde hayatla oynaştığı bir saatte sevdaları kana batmış adamlara ağladık. Yolları bir yıkık siperin içnde biten, yuvaları siperlere devrilen, mektupları kaybolan adamlara ağladık. Bir ödenmez borcun altındayız Zahid, ağladık. Ya o söz neydi aranızda? Cepnemize kudret veren analarımız sözlerini unutmamışlardır. Biz tutamadığımız sözlere ağladık. Demek isteriz ki Çanakkale'ye, Aramızda geçen sözü unutma! BİZ KİMSESİZ LÂLELERİNE MERTEBE VERMEDİK Mİ?
Yukarıda alıntıladığımız bazı anekdotlar derya içindeki birkaç damladır. Hayatlarının baharlarıdan vatan uğruna şehit olanlar, Conkbayırı, Anafartalar, Kocaçimen, Kanlısırt, Kabatepe'den boğazın hülyalı sularına kan akıtarak Akif'in ifadesiyle Sırtlan kümesine, Türk Milleti adına gerekçeli kararı verdi: ÇANAKKALE GEÇİLMEZ.
Bu yüzden Çanakkale, TÜRKİYE'nin ÖNSÖZÜDÜR. Önsözü Çanakkale olan bir milletin destanını bu günün fanileri asla yazamayacaktır.