Konya'nın Açılış Sayfası
İletişim
İlçelerimiz
Selçuklu
Meram
Karatay
Ereğli
Çumra
Seydişehir
Beyşehir
Bozkır
Akşehir
Ilgın
Kulu
Cihanbeyli
Güneysınır
Sarayönü
Kadınhanı
Taşkent
Karapınar
Hadim
Altınekin
Akören
Doğanhisar
Halkapınar
Derbent
Çeltik
Tuzlukçu
Emirgazi
Derebucak
Hüyük
Yunak
Ahırlı
Yalıhüyük

         
                                        " G Ü V E N "

                            Eskitilmeden Yıpratılan Değerler

 
       Güven ve güvenilir olmak birbirini tamamlayan iki önemli kavram. Güven, güvenilir insan üzerinde hayat bulur, yaşama olanağı yakalar. Dolayısıyla olgular, olaylardan hareketle şekil bulur. Kapsam alanını genişletir veya daraltır. Kavramların kullanım anlamlarını ise insanlar yani biz tayin ederiz.

       Olandan olması gerekeni anlatmak daha kolay gelir insana. Çünkü herkesin yaşadıklarından öğrendiği bir şeyler vardır mutlaka.

       Güven olgusunu manevi zenginlikten maddi zenginliğe geçirmeye başladığımız günden beri farklı gözle bakar olduk birbirimize. İşbirliği ve dayanışma ahlaki olmaktan ziyade menfaat temin amaçlı başka platformlara, başka yönlere kaymıştır.

       Konuyla ilgili hepimizin anlatacağı bir hikâyesi var muhakkak güven ve güvensizlik üzerine; Ben burada güvensizlik kavramı üzerinden güven olgusunu anlatmaya çalışacağım.

       Bir güven bunalımı yaşanıyor çevremizde. Daha doğrusu bir güven sorununu kendimiz ortaya çıkarıyor, sonrada ondan şikâyet ediyoruz. İğne kendimize battığı anda farkına varıyoruz bazı şeylerin. Çevremizdeki güven sorununu kendimiz bizzat yaşamışsak daha da önemli oluyor bu mesele.

       Güven kavramı içi boşaltılıp sadece çıkarlara hizmet amaçlı bir mekanizma olarak kullanıldığı sürece istenilen yöne çekilmeye devam edecek, birileri mutlu olurken birileri huzursuz olamaya devam edecektir.

       Sizinle güven olgusu üzerine kısa bir hikâye paylaşmak istiyorum. Okulu olmayan tek derslik bir öğretimden ibaret olan hayat, oldukça geniş bir materyal sunar bize;

       Babam: Bak oğul her şey mektepte öğretilmez, sana bir mesele anlatayım, diyerek bir hikâye anlatmıştı.

       Farklı dinlere mensup iki insan ortak iş kurmuşlar, yedi yıl çalışmışlar. Ortaklardan biri dükkânla ilgileniyor, diğeri ise dışarı işlerine bakıyormuş. Dükkânı bekleyen ortak dikkat çekici bir şeyle karşılaşmış. Dükkânlarına bir karınca sürekli dışarıdan bir şeyler alıp dükkânın içine getiriyormuş

       Günlerden bir gün ortaklardan biri, bir miktar para verip diğer ortağa 100 yumurta almasını ve yarısını kendi evine yarısını da onun evine götürmesini söylemiş.

       Ortak 100 yumurta alıp evine gitmiş yumurtanın büyüklerini kendi evine küçüklerini diğer ortağın evine ayırmış. Sayı olarak eşit paylaşım lakin içerik olarak eşit paylaşım yapılmamış.

       Dükkândaki ortak bir gün bakmış ki her gün içeri bir şeyler çeken karınca artık dışarı çekiyor. Hemen ortağını karşısına alıp:
Biz ayrılalım artık. Dükkânı ya sen al ya da ben. Alırsan 80 satarsan 100 lira demiş

       Dışarı işine bakan ortak dükkânı devralmış. Diğer ortak helalleşelim diyerek, ben demiş, yedi yıldır senle ortağım ortaklığımıza halel getirecek bir şey yapmadım. Arkadaş benden gizli bir iş yapmışsan eşit paylaşım ve adil dağılım yapmamışsan hakkımı helal etmiyorum. demiş.

       Yaptığı hatayı anlayan ve ortağına anlatan diğeri, mahcup olmuş. Dolayısıyla karıncanın niçin dışarı çektiği anlaşılmış.

       Bir karıncayla güven ya da güvensizlik olgusunu anlatması bakımından oldukça enteresan bir hikâye Bu ve buna benzerleri sayısızca.

       Asli vazifemiz olan güven artık anlatılmıyor çevremizde. Nedense hep başkalarının güvensizliğinden bahsederiz. Kendi güvenirliğimizi kanıtlamak için.

       Kentleşmeyi, insan kalabalığı, evlerin yüksek katlı olması, birbirini tanıyamıyor olmak olarak algıladığımız sürece güvene ilişkin haberler nadir güvensizlik üzerine haberle sürekli olarak çıkacaktır basın yayın organlarında.

       Kişisel menfaatler, toplumsal ve ahlakî değerlerin önüne geçtiği sürece ülkede sosyal adaletten ve eşit paylaşımdan söz etmek olsa olsa üçüncü dünya ülkelerini avutmaya yönelik bir ifade olmaktan öte geçemez.

       Günübirlik çıkarlar yarın bize telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurursa ne yapacağız? Kime ne zaman ve nasıl güveneceğiz?

       Önce kendimizi gözden geçireli sonra başkaları hakkında yorum ve fikir yürütmeliyiz. Güven olgusunu önce kendi içimizde tesis edip kullanabilmeli, sonra başkalarından beklemeliyiz.

       Güvenilir insanları da güvensiz insanları da kişi kendisi bulur. Çevresindeki arkadaşları bu tip insanlardan oluşturur. Güven duyulan bir toplum içinde yaşamak dileğiyle. Umudunuzu asla kaybetmeyin. Selam ve dua ile…

                               Besim Atalay KORKMAZ
                                                 (Eğitimci - Yazar)
                                            E-posta: besimkorkmaz@hotmail.com

Köşe Yazıları
Kerim YAPAR
Besim KORKMAZ
Murat TURHAN
Düsüncelerinizi bizimle paylasin..
a
mevlana
a
konyadan canlı
Anasayfa - Mevlana- Konya resimleri-Konya linkleri-Konyaspor-Çatalhüyük -Ziyaretçi Defteri -Site ekle
Bizimkonya.com Copyright© 2007-2008 (İstanbul) Tüm hakları saklıdır.Site Kullanımı. Web tasarım MT dizayn