Konya'nın Açılış Sayfası
İletişim
İlçelerimiz
Selçuklu
Meram
Karatay
Ereğli
Çumra
Seydişehir
Beyşehir
Bozkır
Akşehir
Ilgın
Kulu
Cihanbeyli
Güneysınır
Sarayönü
Kadınhanı
Taşkent
Karapınar
Hadim
Altınekin
Akören
Doğanhisar
Halkapınar
Derbent
Çeltik
Tuzlukçu
Emirgazi
Derebucak
Hüyük
Yunak
Ahırlı
Yalıhüyük

Besim Atalay KORKMAZ   Besim Atalay Korkmaz 'ın Yazıları
Besim KORKMAZ






                 Modern Çağın Yalnızlığı "İnternet"

     Bilgisayar, yüz yılın icadı olarak günlük yaşantımıza giren ve hayatımızı kolaylaştıran önemli bir aygıttır. Masa üstü olarak kullanılmaya başlayan ve diz üstü şeklinde çeşitlenen bilgisayarı, diğer teknolojik gelişmelerden ayıran en önemli özellik, kendisini kullanıcısıyla birlikte ifade etmesidir.
    Yani bilgisayarın kullanıcısı varsa bir anlamı ve işlevi vardır. Aksi taktirde elektronik cihazdan başka hiçbir mana ifade etmez. Bilgisayar, bu yönüyle kendisini diğer teknolojik gelişmelerden ayrıştırır, farklılaştırır ve öne çıkarır. Zira bu üstünlüğünü çoktan kabul ettirmiş durumdadır.
    Bilgisayarla birlikte hayatımıza giren önemli gelişmelerden biri de internettir. Internet, bilgi ve birikimlerin paylaşılmasında bir çığır açmış, dünyayı avucumuzun içi kadar küçültmüş, bilgiyi, dünyayı, teknolojik bir tabirle bir “tık” kadar yakınlaştırmış önemli bir açılımdır. Dünya, küçük daha doğrusu “küçücük” bir kütüphane olmuştur.
    İnternetin tarihi ve kullanımı hakkında geriye doğru kısa bir  kaynak taraması yapıldığında en ilkel şeklini 1900’lü yılların başında, Birinci Dünya Savaşında Ruslar başta olmak üzere gelişmiş dünya ülkelerinin  kullandığını görüyoruz. Gel gör ki Internet denilen teknoloji bize ancak yaklaşık 100 yıl sonra gelmiştir.
    Çünkü ülkemizde çok değil birkaç yıl önce “internet”, “internete girmek”, “internetten öğrenmek” “ internetten indirmek”…vb kavramlardan bahsedilirken aya insan göndermek kadar zor durumdan bahsediliyor gibi algılanıyor, söylenenler insanların muhayyilesinde canlanamıyordu. İnternet ise, çok kısıtlı bir ortamda kaçak göçek, gizli saklı ve sadece belirli makam sahiplerinin girebildiği  ayrıcalıklı bir durum şeklinde kullanılıyordu.  
    Gelişmiş dünya ülkelerinin ilim ve fennini almakla kendimizi ödevlendirmiş bir millet olarak, ilim ve fenni almakta yüz yıl geciksek de bilmem neredeki sonbahar, kış, yaz, güz kreasyonuna ait modernliği almada gecikme mefhumu asla söz konusu olmaz. Gelişmeyi “Çar çaput” olarak algılamamız konusunda kimse elimize su dökememektedir.
     Bilim ve tekniğin insanlığın hizmetine sunduğu her  faydalı gelişmede olduğu gibi internet konusunda da kendisiden bekleneni fazlasıyla yapmıştır. Çünkü bilimi kişisel beklentilerinin aracı yapan ve ilmini de faydasız şeylerde kullanma konusunda uzman olan yurdum insanı ve yurdumun geleceğinin teminatı gençliği, internetin de amiyane tabirle cılkını çıkarmıştır. Neden mi böyle söylüyorum. Çünkü yazdıklarım yaşadıklarıma dair de ondan…
     Geçen hafta sonu bazı bilgileri internetteki sitemize yüklemek amacıyla belirli periyotlarla gittiğim Internet kafeye gittim. Zaten internete amacı dışında gelen bir tek ben mişim gibi acayip bakışların arasından bana gösterilen, benden başka kimsenin de pek  kullanmadığı bilgisayara oturdum.
     Hafta sonu olması dolayısıyla oldukça kalabalıktı. Gençliğin teknolojiye bu kadar yakın ilgi göstermesi beni ziyadesiyle memnun ederken; teknolojiyi fayda yerine zarar amaçlı kullanmaları oldukça endişelendirdi. Tüylerim diken diken oldu adeta… 
     Oldukça yüksek sesle düşünen bir neslimiz olduğu için çevredeki konuşmalara ister istemez kulak misafiri oluyorsunuz. Yan masalardaki arkadaşlarıyla oynadığı oyunu çok önemseyen ve ciddiye alıp kavga çıkarabilen bir çocuğun, msn de istediği cevabı alamadığı için hıncını klavyeden çıkaran kızın, bilinç altı arzuları için alakalı alakasız sitelere girmeye çalışan gencin dört dönen gözünü ibretle izleye kaldım.
     İnternetin ne kadar faydalı bir makine olması yanında ne kadar da tehlikeli bir mekanizma olduğunu, bedenimizden ziyade beynimizin saran bir ağ olduğunu tekrar tekrar  idrak ettim. Öyle ki beyin ele geçinde beden zaten elde edilmiş olacaktı.  
     İşimi kısa sürede halledip kendimce bir araştırmaya koyuldum. Ticari kaygının her şeyin önüne geçtiğini bir kere daha teyit etmiş oldum.  Birkaç farklı işyerinde Ortalama 100 kişilik bir kitleyi şöyle bir gözlemledim. Yaş gurubu 10- 25 arası olan bu gençliğin bilgisayarı ve interneti kullanım amaçlarına  baktım. Yaklaşık % 70’i  şiddet içerikli oyunlar oynamakta, % 20’si  msn yoluyla adına çhatleşmek dedikleri ki sohbet diyemeyeceğim. Olsa olsa “kandırmaca yazışma” yapıyordu. %9’u kendi özel alanlarıyla ilgili olsa gerek bazı sitelerde bir şeylere bakıyor, müzik falan indiriyordu. %1’i  yani bende de bazı bilgi ve belgeleri çeşitli sitelere yüklüyor ve bazı belge ve bilgileri elimdeki hafıza kartına yüklüyordum. Yukarıda da ifade ettiğim gibi acayip bakışların niçin benim üzerimde olduğunu daha iyi anladım. Zira amacı dışında gelen ben mişim herhalde… 
     Kulaklarıma inanamadığım olay ise henüz ilköğretim çağındaki bir kızımızın Internet cafe sahibinden kendisine bir msn adresi almasını istemesiydi. Elindeki başka adresi oraya kaydettirip karşıdaki kişiyle sözüm ona hasbıhal ediyordu. Bir kelimeyi klavyede 1 dakikada yazabilen bir hızla.
     Çocuklarının nerede vakit geçirdiklerinden bihaber aileler neredesiniz…
     İnternetle ilgili olarak Pittsburg`da, Carneigne Mellon Üniversitesi`ndeki araştırmacılar, haftada birkaç saatini net içinde harcayan birinin, yüksek düzeyde depresyon ve yalnızlık hissettiğini bulguladılar.(1) Araştırma sonucuna dikkat ettiyseniz günlük değil; haftada birkaç saatten bahsediyor.
     Her şeyden önce Internet ortamının bir sanal ortam olduğu unutulmamalıdır.  Amacı dışında kullanıldığı zaman sosyal ve toplumsal ortamdan kopuk bireyler olmamıza neden olur. Bakış açımızın genişlemesi oranında arkadaş çevremizin daralmasına sebep olur. İnternet, kendi egomuzu tatmin ederken, güven duygusunun sarsılmasına  yol açar.
     Kişilik yapısı gelişme çağında olan çocuklarımızı bu etkileyici yapıdan uzak tutmalıyız. Yaptığının sanal olduğunun farkında olmayan bir çocuk, gerçek hayatta büyük hayal kırıklığı yaşar ve felakete kapı aralar.
     İnternet vasıtasıyla bilgi öğrenmek kolaylaşırken; öğrenileni kullanmak yani pratiğe çevirmek oldukça zorlaşır. İnternet kültürüyle yetişen çocuklarımızla iletişim kurmak zorlaşır.
     Çocuklarımızın gidip geldiği yerlere dikkat edelim. Arka bahçedeki oyun alanlarını üzerileri kirlenmesin diye kapalı mekanlara göndermeyelim. Küçük bir atari oyunu ile başlayan sanal ortam  çocuğumuzun beynini alabilir. Üzeri kirlenmesin derken, beyni kirlenmiş çocuklar çıkar karşımıza.
     Bilişim çağında iletişim kuramayan çocukların müsebbibi ailesidir. David OĞILVY, Orkestra her yerde orkestradır; ama şefini karıştırmanız söz konusu olamazDer.  Dolayısıyla internetin fayda sağlayacak şekilde kullanımını sağlayacak olgu ailelerdir. Oğılvy’in ifadesiyle bu işin şefi ailelerdir.
     Unutmayalım ki mum dibine ışık vermez; lakin ateş düştüğü yeri yakar.

  1. The Guardian İnternational , Türkçesi: Serpil Aksoy
  2. Bir Reklamcının İtirafları, David Oğılvy, (Çev: Selim Yazgan) Afa yayınları, Ocak, 1989, İstanbul

                                                             Besim Atalay KORKMAZ
     

Köşe Yazıları
Kerim YAPAR
Besim KORKMAZ
Murat TURHAN
Düsüncelerinizi bizimle paylasin..
a
mevlana
a
konyadan canlı
Anasayfa - Mevlana- Konya resimleri-Konya linkleri-Konyaspor-Çatalhüyük -Ziyaretçi Defteri -Site ekle
Bizimkonya.com Copyright© 2007-2008 (İstanbul) Tüm hakları saklıdır.Site Kullanımı. Web tasarım MT dizayn